AKÇAABAT

   Akçaabat'ın kuruluş dönemine ışık tutan kaynakların pek çoğu yok olup gitmiştir. Roma, Bizans ve hatta Osmanlı   dönemine ait yapıtlar yakılıp yıkılmıştır. Özellikle Akçaabat'ın yakın geçmişini aydınlatan belgeler, anılar, armağanlar 1916-1918 yıllarını kapsayan Rus işgali sırasında yağma edilmiştir.

Kuruluş dönemine ilişkin çok fazla görüş ortaya atılmasının sebebi de bu olsa gerek. Ancak konumu itibariyle Trabzon'a yakın  olduğu için, Trabzon tarihinde vuku bulan olayların pek çoğu Akçaabat'ı da etkilemiştir. Aslında Akçaabat Trabzon'un bir ilçesi olmaktan çok, onun oldukça gelişmiş bir mahallesi gibidir. Şu da Akçaabat için bilinen bir gerçek ki; Doğu Karadeniz Bölgesi'nin en önemli ticaret merkezi olan Trabzon'un tek doğal limanı Akçaabat'tır.

Trabzon'a rıhtım yapılmadan önce, bu civardaki yük ve yolcu gemileri fırtınalı havalarda Akçaabat limanına kaçmak zorunda kalırlardı. Doğal liman niteliğinde olan Akçaabat tarih boyunca bu yöreye gelen ticaret ve savaş gemilerinin barınağı olmuştur. 

ARAKLI

  Doğu Karadeniz'deki diğer yerlerde olduğu gibi Araklı'nın da tarih öncesi arkeolojik çalışmalarla aydınlatılmış değildir. Ancak binyıllar boyunca Doğu-Batı ticaretinin en canlı güzergahı olan İpek yolunun Karadeniz'e ulaştığı toprakların üzerinde kurulmuş olması ticari değerinin yanında askeri ve jeo-stratejik değerlere sahip olması ilçedeki yerleşimin Trabzon'dan çok sonra olmadığını düşündürtmektedir.

Doğu Karadeniz'i Güneyden kuşatan ve savunmasını kolaylaştıran, dağlar Anadolu'ya hükmeden yönetimlerin bölge üzerinde otorite kurmasını, ticari ve sair ilişkilerle bölge kültürünün değiştirilmesini uzun süre engellemiş kendi bildiğince kendine yeterek yaşamayı benimseyen bir insan tipinin oluşmasına neden olmuştur. Hititler döneminde bölgenin madenlerini işleyen halkı Haliblerden maden alındığı, Asurluların Batı İran'dan gelerek bölgeyle sınırlı ticari ilişkilerde bulundukları bilinmektedir. Bölge ilk sömürgeci ziyaretini

M.Ö.750 yıllarında Miletliler vasıtasıyla yaşadı. Ancak bu yıllarda Kafkasya üzerinden başlayan Kimmer akınları sebebiyle sömürgeciler bölge yerleşmeye fırsat bulamadılar. Kimmerler'den sonra İskitler ,Medler ve Persler kısa süreli hakimiyetleri olmuştur.Trabzon çevresindeki halklardan bunların özelliklerine yaşama biçimlerine yetiştirdikleri karakterlere dair bilgilerden söz eden Ksenefon M.Ö.400 yılında Bayburt-Trabzon yolculuğunda bölgenin yerli halkları olan Kolhlar Makronlarla savaşlarını  Anabasis adlı eserinde yazar. Diğer kaynaklarda onaylandığı gibi bölgemiz halkı savaşçı arıcılık meyvecilik ve madencilikle meşgul denizden de faydalanır durumdaydılar.